ANA MENÜ
Site İstatistikleri
Online: 1
Bugün Tekil: 34
Dün Tekil: 96
Toplam: 264401
IP: 54.224.118.247
Kompozisyon Yarışması 2.si


ACIMASIZ İNSANLAR

Hayvan sevgisi zorla bir şey değildir, kendi isteğinle sevmektir. Kimileri sevgi nedir bilmez. Sevgiyi bilmeyen, hayvan sevgisini hiç bilmez.

Kimi gönüller, “Ben hayvanları severim…” deyip de dışarıda kedinin kuyruğuna teneke bağlayıp da kediyi süründürüyorlar. Ona, hiç yardım eden yok, işte o gönüller yabancı gönüller… Geçenlerde bir köpek gördüm. Yazık, o kadar çok havlıyordu ki merak ettim ne oluyor diye, meğerse yavrusunu yanından alıp onunla oynuyorlarmış. 

Bir şey de diyemedim, benden çok büyüklerdi. Şu güzelim doğada buna, denge mi diyorlar! Bu denge değil, tamamen acımasızlık. İnsanoğlu neden böyle? Neden dostluk içinde, neşe içinde dayanışma içinde değil? Bir kış günüydü, kuşlar yiyecek arıyor ve dışarıda kar yağıyordu. O güzelim kuşları seyrediyordum ki birisi geldi. Elinde tüfek, gözünde açlık, yüreğince acımasızlık vardı. En azından ben öyle gördüm. Çünkü o kuşları öldürmeye çalışıyordu… “Aç mısın, açıktamısın be adam!” diyecektim, demedim, diyemedim. 

Tüfek sesi, kuş sesi, doğanın acımasız dengesi… Çocuklar, yemek arayan kedi, köpeği kovalayıp, taş atıyor. Bu çocuklar böyle mi yetişmeli, yetiştirilmeli? Ayağı kırık bir köpeğe taş atıp onun canını biraz daha mı acıtmalılar? Hayır, hayır, bu çocuklar böyle olmamalı. Köpek ısırır diye ellerine taş alıp köpek ısırmadan köpeğe doğru atıp da peşlerinden mi kovalatmalılar o zavallı köpeği. 

O köpek, içinden “Ne atıyorsun, ben sana bir şey yapmayacaktım ki zaten demez mi? O hayvanların da canı var. Onu, sen, canlı bir varlık gibi görmüyor musun? Görmüyor musun da taş atıyorsun? Onlar, senden minik bir yardıma dahi razı. Peki, sen, onlara o minik yardımı vermeye razı mısın?

Ben, ne hayvan bakıcısıyım, ne de hayvan koruyucusuyum. Ben de çocuğum; ama hayvanlara zarar vermem, vermeyi de istemem… Bazen ne derim biliyor musunuz? Keşke şu hayvanlar dillense de haklarını, kötü insanlara karşı savunsalar. Konuşsalar da bu acımasızları utandırsalar. 

Utansınlar ki ne yaptıklarını anlasınlar. Bazen, onlar da insanlar gibi yaşıyor zannederim. Belki, onlar da kıskanıyor, onlar da bir şeyleri başarmaya çalışıyorlardır. Kim bilir? Onların dünyasını, yeterince, bilmiyoruz ki… Bilsek, belki de doğada birçok denge değişirdi. Belki de daha dost, daha neşeli olurduk.

Geçen yaz, evin arkasına küçük bir köpek geldi. Ekmek arıyormuş. Biz de ekmek verdik. Bu dünya da bizim nasıl yaşamaya hakkımız varsa, onların da bizim gibi yaşamaya hakları var.

Okul dönüşüydü, yolda gidiyordum. Gözümün önünde, hemen yakınımda bir kedinin karşıya geçecekken bir arabanın hızla gelip çarpması sonucu feci şekilde can vermesine şahit oldum. O kedi, ölmeden önce o kadar can çekişiyordu ki canının acımasından havada taklalar atıyordu. Ağzından kan geldi, hareketleri yavaşladı ve öldü. İlk defa çok yakınımda bir kedinin öldüğüne şahitlik ettim. Birkaç gün o görüntüyü unutamadım. 

Adeta beynime kazınmış gibiydi. Hala da unutamıyorum o anı. Ne insanlar var, görüyorsunuz değil mi? Hiç düşündünüz mü kediler neden insan görünce kaçıyorlar ya da kuşlar niçin uçup gidiyorlar? Hiç düşündünüz mü, o köpekler neden insan görünce havlıyorlar ya da balıklar yüzerek uzaklaşıyorlar? Bunların bütün suçlusu biz değimliyiz?

Eğer, onların seni görünce kaçmalarını değil de senin yanına gelmelerini istiyorsan, onlara birazcık da olsa yardım et ve onların canlarını acıtmaktan vazgeç…

Meral UYSAL – Pamukkale Kasabası İlköğretim Okulu 7/A
Kompozisyon Yarışması 2.si