ANA MENÜ
Site İstatistikleri
Online: 2
Bugün Tekil: 33
Dün Tekil: 122
Toplam: 244738
IP: 54.80.87.250
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı (Basın Açıklaması)


BASIN AÇIKLAMASI

Havaların ısınması ile birlikte insan sağlığını tehdit eden birçok zoonoz hastalıktan birisi olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı tekrar gündeme gelmiştir. Ülkemizde ilk olarak Tokat, Çorum, Amasya İllerinde ortaya çıkan hastalık, geçen yıl 22 İlimizde görülmüştür. Bu yıl ise 36 İlimizin risk altında olduğu bildirilmektedir. Hastalığın yıllar itibariyle yayılıyor olması endişe vericidir. Üzücü olan yapılan onca eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına rağmen hastalıktan hala ölüm vakalarının görülüyor olmasıdır.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı, keneler tarafından insanların ısırılmasını takiben bulaşan virüslerin meydana getirdiği şiddetli seyir gösteren, öldürücü zoonoz bir hastalıktır.

Hastalık ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. 1944 ve 1945 yıllarında Kırım’da askerlerde görülmüş, 1956 yılında Kongo’da tespit edilmiş 1969 yılında virüs izole edilerek etkenlerin aynı olduğu anlaşılmıştır. Böylece hastalığın ismi Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak belirtilmiştir.

Hastalık Afrika, Batı Asya, Ortadoğu ve Doğu Avrupa’da görülmektedir.

Ülkemizde 2002 yılında ilk kez Tokat İlinde görülmüş olup, yıllar itibariyle Orta Anadolu ve civarındaki sınır bölgelerde ortaya çıkmış bu gün 36 İlimizin risk altında olduğu bildirilmiştir.

Birçok evcil ve yabani hayvan virüsle enfekte olmakla beraber hastalık bu hayvanlarda hafif seyretmektedir. Birçok kuş türü virüse karşı dirençli olmasına rağmen virüsün yayılmasında önemli rol oynarlar.

Bir bölgede kenelerin ve kanında bu virüsü taşıyan hayvanların bol olması salgın için önemli faktördür.

Günümüzde yeryüzünde 860 çeşit kene türü tespit edilmiş olup, bunun 30 civarındaki türünün bu virüsü bulaştırdığı bildirilmektedir.

Hastalık daha çok kenelerin aktif olduğu Mayıs ve Eylül ayları arasında yaygın olarak görülmektedir.

Bulaşma kenelerin kan emerken vücuda virüsü bulaştırması, enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında veya bulaşık hayvanların kan ve dokuları ile, hasta insanların kan ve vücut sıvılarına temas ile olmaktadır.

Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, hayvancılıkla uğraşanlar, Veteriner Hekimler, sağlık çalışanları, askerler, piknik ve kamp yapanlar risk altındadır.

Vücuda yapışan keneler, imkân var ise en yakın sağlık kuruluşunda alınmalıdır. Yapışan keneler kesinlikte öldürülmeden, ezilmeden, patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yere, bol sabunlu su ile yıkandıktan sonra tentürdiyot sürülmelidir.

Çıplak elle keneye temas edilmemeli, kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal (alkol, eter, kolonya, gazyağı v.b.) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanılarak keneler uzaklaştırılmamalıdır.

Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş, halsizlik, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtilen yönünden takip edilmelidir.

Hastalıktan korunmada öncelikle risk altında olanların düzenli bir şekilde kene kontrolü yapmaları gerekmektedir.

Hasta insanlarla temasta kan ve sekresyonları ile bulaşmaya karşı gerekli tedbirlerin alınması (eldiven, maske, gözlük, önlük v.b.)

Hayvan kanı, dokusu ve vücut sıvıları ile temasta gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Kenelerle gerek barınaklarda gerekse meralarda etkin mücadele yapılmalıdır.

Tarım, hayvancılık, ormancılık alanlarında çalışanlar ile piknik ve açık alanlarda bulunanlar kenelerin vücuda girişlerinin önlenmesi için tedbir almalıdırlar. (Vücudun örtülmesi, paçaların çoraba sokulması, ilaç sürülmesi v.b.)

Kenelerin tam olarak eradikasyonu mümkün olmadığından kişisel alınacak tedbirler büyük önem arz etmektedir.

10.05.2008

Mehmet Ali UZAKGİDER

Denizli Vet.Hek.Odası Başkanı